Daha iyi bir hayat ümidiyle Venezuela’dan ayrıldılar — Şimdi bedenlerini satıyorlar

Güç yarıştırmaya hevesli milyonlar Maduro taraftarı ve karşıtı olarak gövde gösterirken, krizin acısını çeken insancıkların, özellikle kadınların hikayeleri kalabalığın coşkun tezahüratları arasında kaybolup gidiyor. Yine! @siyasetdusunuyoruz #venezuela #maduro #chavez #ekonomikkriz #göç #kadın

siyasetdusunuyoruz_resim_venezuela_kadın
Kaynak : CNN

 

Kukuta, Kolombia (CNN) Venezuela krizinin insanlar üzerindeki bedelini kadınların yüzünden okuyabiliyorsunuz.

Sizinle konuşurken seslerinde acı ve gözlerinde hüzün var. İlk başta çekinseler de, biraz konuşunca içlerini döküyor, göz yaşları içinde bir zamanlar kendileri için akıllarından bile geçiremeyecekleri bir duruma nasıl düştüklerini anlatıyorlar: geçimlerini sağlayabilmek için bedenlerini satmak.

Mariza, diplomalı bir hemşire, arkasında annesi ve üç çocuğunu bırakarak Venezuela ve Kolombiya’yı ayıran sınırı iki yıl önce geçmiş. Mesleki kariyer sahibi tüm göçmenler gibi ilk başta kendi uzmanlık alanında iş bulabileceğini düşünüyormuş. Ama bütün kapılar tek tek suratına kapatıldığında ve temizlik işi bile bulamaz hale geldiğinde, kendini imkansız bir kararı verirken bulmuş.

“Bugün bir erkek, yarın bir başkası” diyerek özetliyor zor ve tehlikeli fuhuşa sürükleniş hikayesini. Ama diyor bir anne olarak “düşünmüyorsunuz — yapmanız gerekeni yapıyorsunuz”. Mariza’nın adını bu yazıdaki diğer kadınlar da olduğu gibi kimliğini korumak amacıyla değiştirdik.

Diplomasını almak için harcadığı yıllarını ve bir hemşire olarak çalışamıyor olmasından bahsederken sesinde hayal kırıklığı çınlıyor. “Bütün çalışmalarınızın boşuna olduğunu düşünüyorsunuz. Hayatımın beş yılını, hazırlanarak — şimdi düşünüyorum da hiç yapamayacağım bir meslek için boşa harcamışım.” derken göz yaşları yüzünden akıp gidiyor.

Bir zamanlar memleketinde kariyeri ve hayalleri olan bir kadındı am Venezuela’nın içine düştüğü çıkmazı kontrol edebilecek gücü yoktu.

Diplomalı bir hemşire olarak 15 gün boyunca çalışarak ancak bir poşet un alabiliyordu. Sıradan bir market alışverişi bile iki günlük bir çabaya dönüşmüştü ve bebeği için bebek bezi örneğinde olduğu gibi aradığı malzemeleri bulabilme garantisi de yoktu.

Mariza’nın anlattığına göre insanlar geceyi ertesi sabah bir numara alabilmek ümidiyle marketlerin önünde bekleyerek geçiriyorlardı. Ellerinde kuponlarla, markette o gün ne varsa alabilme ümidiyle dışarıda bekleşiyorlardı. “Ellerinde ne varsa onu almak dışında bir seçeneğiniz yoktu” diyor.

‘Hep Chavez’e oy verdik’

Venezuelalılar tıpkı selefi Hugo Chavez gibi sosyal destek programlarını finanse etmek için petrol parasını kullanan Başkan Nikolas Maduro’yu desteklediler. Ama petrol fiyatları düşmeye başladığında, ekonomi tökezlemeye, bir çok Venezuelalı da onları besleyen eli protesto etmeye başladı. Mariza’da onlardan birisiydi. Bütün bir aile olarak Chavez’i destekliyorlardı. “Hep Chavez’e oy verdik.” derken, hem eski lideri hem de yenisini ülkeyi krize götüren kötü yönetimlerinden dolayı suçluyordu. 

Geçmişte “ne açlık vardı, ne kısıtlılıklar ve ne de ayrımcılık” diyen Mariza “işler iyiyken, ülkeyi tatil için terk ederdiniz, mecbur kaldığınız için değil” diye ekliyor.

Ailesinin karşılamakta çaresiz kaldığı ihtiyaçları onu bury, Kukuta’ya Kolombiya’daki en yüksek işsizliğin olduğu sınır şehrine getirmişti. Şimdi burada annesi ve çocukları için günlük olarak mücadele etmek ve onlar için yiyecek, bebek bezi ve diğer temel ihtiyaçları karşılamak zorunda.

Annesi ne yaptığını öğrense onu anlar mıydı? “Benim annem süper bir anne. Benim annem her şey” derken sesi yine titremeye başladı “Ama biliyorum ki bir şekilde bunu anladığında, bu ona çok acı verecektir ama eminim ki beni yargılamayacaktır.”

Hayatta kalabilmek için iyi görülmeyecek şeyler yapıyorum

Ekonomik kriz her kesimden Venezuelalıyı yiyecek, ilaç ve daha iyi bir hayat bulma ümidiyle ülkelerini terk etmeye itti. Komşu ülke Kolombiya’d bundan etkilenenler arasında. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin  (UNHCR) Kasım ayında açıkladığı rakamlara göre bir milyonu Kolombiya olmak üzere, evini terk ederek komşu ülkelere göç eden Venezuelalı sayısı 3 milyonu geçmiş durumda.

Eski avukat Malcia da iki çocuğunu 64 yaşındaki ailesi ile bırakıp Kolombiya’ya geleli iki hafta olmuş.

“Çocuklarım ancak kahvaltı, bazen öğle yemeği sağlayabilecek duruma gelmiştim ve bazen yatağa yemek yemeden gidiyorlardı. Okula gidiyorlar. İmkansızı bile yaparım” deken, yeni yaşamının gerçeklerinden bahsetmek zorlandığı görülüyordu.

Kolombiya’ya temizlikçi, bebek bakıcı veya her ne olursa bir iş bulma ümidiyle gelmişti. Kapılar suratına tek tek kapatılırken bile, kendini bu kadar uç bir noktada bulacağını hiç düşünmemiş. Gözyaşlarıyla karışık konuşuyor “ Venezuela’da iken çıldırma noktasına gelmiştim, burada da çıldırma noktasına geldim çünkü hayatta kalmak için iyi görülmeyecek şeyler yapıyorum”.

Sürekli sırtında ağırlaşan bir yük “Her gece diz çöküp Tanrı’ya soruyorum —Tanrı’dan af dilemek için kiliseye bile gittim— çünkü çocuklarımın küçük yüzleri geliyor aklıma, annemle babamın … Kolay değil, arkadaşım, kolay değil” diye bitiriyor.

Çocuk yetiştiren bir çocuğum

Sadece mesleki kariyer sahibi olan kadınlar çaresizlik içinde değil. Binlerce göçmenin oluşturduğu denizin içinde Erica gibi iş bulamayan genç kadınlar da var. Daha 17 yaşındaki Erica da Kolombiya sınırından kucağında geçirdiği yedi aylık bebeğine bakabilmek için bedenini satıyor.

Yüksek işsizliğin olduğu Kukuta’da iş aramak daha zor ama yaşı küçükler için daha da zor diyor ve tek seçenek “olabileceğin en kötüsünün bırakıldığını” söylüyor.

Maduro ve onun hükümeti olmasa, şimde veterinerlik okuyor olacakmış. Hayallerinden vaz geçmek zorunda kalsa bile bir anne olarak her şeyi yaparmış.

“Çocuğumu altında bez, elinde şişe olmadan bırakacak değildim” diyor. “Günün sonunda bir anneyim ama kendimi bir çocuk yetiştiren bir çocuk gibi görüyorum.”


Röportaj : Isa Soares ve Natalie Gallon

Tercüme : Melih R. Çalıkoğlu

Yayın Tarihi : 11 Şubat 2019

Kaynak : CNN


 

Politik Radikaller kendi hatalarını hiç bir zaman tartmıyorlar

Ilımlılar hatalarını ayırt edebilme konusunda çok daha iyiler.

 

1627253
Bazı insanları radikal yapan ve farklı konularda uç fikirlere bu kadar açık kılan şey nedir?
Radikal, şiddeti körükleyen siyasi hareketler haberlerde sıklıkla yer alıyorken, şiddet içermeyen radikal akımlar da işleyen bir toplum inşa etme yolunda belirgin bir engel oluşturuyor. Öte yandan şu sıralar olağan kabul ettiğimiz bazı konular, örneğin kadınların oy hakkı (orijinal makalede örnek olarak verilen eşcinsel çiftler için evlilik hakkı ülkemizde bulunmadığından parantez içine alınmıştır) bir zamanlar toplumun kenarına itilmiş radikal fikirlerdi. Toplumların evrimindeki rollerine bakarak, radikalizmin üzerinde durmaya değer bir konu olduğunu söyleyebiliriz.
Radikalizmin belirgin özelliklerinden birisi kendi fikirlerinizin doğruluğuna olan güven duygusudur. Bu fikirleriniz toplumun geneli tarafından kabul görmese bile böyle radikal için durum böyledir. Öyleyse radikaller nasıl oluyor da fikirlerinden bu kadar emin olabiliyorlar? Yeni bir araştırma bu konuda hatalı üst bilişi suçluyorlar. Üst biliş insanların kendi fikirlerinin doğru olmayabileceğini fark ederek, fikirlerini bunu düzeltecek şekilde yeniden ayarlamaları sürecine verilen addır. Yapılan araştırma her ne kadar siyasi radikalizmi doğrudan ölçmüyorsa da, onunla ilgili olan iki özelliğe yani dogmacılık ve otoriterciliği ölçmeye çalışıyor.

Algı ya da meta algı

Beyinlerimiz basit birer karar alma mekanizması değil. Sürekli olarak kendi görüşlerimizin doğruluğunu değerlendirir, böylece  sorunlar karşısında riskleri en aza indirmeye çabalarız. Örneğin rakibimizin blöf yapıp yapmadığına emin olamadığımız durumlarda iddialı bir bahse girmekten kaçınma ihtimalimiz artar. Zaman içinde belirli bir konu hakkında daha fazla bilgi girdisi oldukça genellikle daha önceki inançlarımızı yeniden değerlendiririz. Bir oyuncunun sık sık blöf yaptığını gözlemlediysek, bir sonraki sefer yapacağımız olasılık hesapları içerisine bu bilgiyi de katarız.
Bu düşünce süreçleri “meta algı” ya da düşünme hakkında düşünme olarak tanımlanıyor. Davranışlarımızı değişen şartlar karşısında esnek kılabilmek ve gerçeklikle olan bağını koruyabilmek için hayati öneme sahipler. Radikallerin esnek olmayan bir düşünce yapısıyla ilişkilendirilebilecek inançlara sahip olduğunu hesaba katan London College Üniversitesi araştırmacıları radikal politik inançlara sahip olan bireylerde meta algı süreçlerinin nasıl işlediğini incelemeye karar verdiler.
Tabii ki meta algı bir insanın beyninde işleyen tek süreç değil. İnsanların kendi inançlarına karşı olduğunu hissettikleri fikirlere karşı savunma mekanizması olarak kullandıkları güdülenmiş anlamlandırma ve kültürel algının gibi farklı düşünme formları var. Bunun gibi komplikasyonları önlemek ve meta algıya odaklanmak isteyen araştırmacılar hiç bir kültürel sonucu olmayan basit görevler seçtiler. Bunun için katılımcılardan bir anlığına gösterilen bir resimde belirli bir alan içinde kaç nokta olduğunu tahmin etmelerini isteyip, tahminlerinden ne kadar emin olduklarını sormak gibi yaklaşımlar geliştirdiler.
Güven kestirmesi amacıyla katılımcılara kendi performansları hakkında ne hissettiklerini değerlendirmeleri istenilerek meta algılarını kullanmaları sağlandı. Meta algılarının etkinliği cevaplarının doğruluk oranı ile değerlendirilebilecekti. İnsanların kendi performansları hakkında doğru tahminlerde bulunmalarını teşvik etmek için performansları ile uyumlu değerlendirmeler karşılığında kendilerine parasal ödüller verildi.
İkinci bir deneyde ise katılımcılara tıpkı ilk deneyde olduğu gibi nokta sayılarını tahmin edecekleri resimler gösterildi ancak bu sefer resimdeki nokta yoğunluğu hakkında kendilerine fazladan bilgi sağlandı. Katılımcılara bu ek bilgiye dayanarak kendi güvenirlik seviyelerini artırma fırsatı verilmiş oldu. Araştırma ABD’de yapıldı ve ilk deneye 381 kişi, ikinci deneye ise tekrarlarla beraber 417 kişi katıldı.

Radikalleri tanımlamak

Katılımcılar arasındaki radikal politik görüşe sahip olanları ayrıştırabilmek için farklı konularda sorular sorularak ne kadar dogmatik oldukları, hoşgörüsüzlük seviyeleri ve otoriterlik eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. Bu sorulara ek olarak siyasi yelpazede aşırı sol veya aşırı sağda olup olmadıklarını anlamaya yarayacak sorular eklendi. Daha sonra radikalizm eğilimlerini ortaya çıkarmaya çalışan bu sorular nokta tahmin etmede kendilerine duydukları güveni gösteren testin sonuçları ile karşılaştırıldı.
Radikal eğilimli oldukları tespit edilenler, kendi performanslarını değerlendirme konusunda çok zayıf kaldılar. “Dogmatik insanlar kendi kararlarının doğruluğu ve yanlışlığını ölçme konusunda daha düşük bir kapasite gösteriyorlar.” diyen araştırmacılar bunun otoriter eğilimli insanlar için de geçerli olduğunu tespit etmişler. Kritik olan bir başka konu ise bu düşük kapasitenin genel bir aşırı güvenden kaynaklanmıyor olması. Zira anket sorularının bazıları ile aşırı güven konusu da ayrıca ölçülmüş.
Aynı sorun katılımcılara kendi kararlarını ve görüşlerini revize etme imkanı vermek için sağlanan ek bilgi sunulan ikinci testte de gözlemlenmiş. İlginç olan  radikal insanların ek bilgiye rağmen cevaplarına olan güvenlerini daha az güncelleyebildiklerinin ortaya çıkmış olması. Araştırmanın yazarları bunun meta algıda belirli bir bozukluğa işaret ettiğine inanıyor.
Yazarlar araştırma sonuçlarını “daha radikal katılımcılar kendi tercihlerinin doğruluğu konusunda daha düşük bir farkındalık seviyesine sahip görünüyorlar ve karar alma süreçleri sonrasında sunulan ek bilgilerden sonra kararlarına olan güvenlerini yeniden gözden geçirme konusunda da daha düşük performans gösteriyorlar” diyerek özetliyorlar. Araştırma şaşırtıcı çünkü genellikle bugüne kadar alanda yapılan diğer araştırmalar politik görüşlerin kendisine odaklanıyor ve güveni bu fikirlerin korunması için bir mekanizmadan ibaret bir şeymiş gibi tanımlıyorlardı.
Bu çalışmayı radikalizmi “tamir etme” aracı olarak düşünmemek lazım. Zira en başta belirttiğimiz gibi radikaller toplumda önemli bir değişim unsuru olma işlevine de sahipler. Ama bu sonuçları radikallere fikirlerinin en iyi yayılma şeklinin şiddet kullanmak olmadığını ikna etmek çabasına pozitif bir katkı olarak da görebiliriz. Ve araştırmanın ispatladığı üzere radikaller kendi kararlarını tekrar değerlendirmeye eğilimli olmadıkları için bu kırılması zor bir engel olarak görünüyor.

Yazar : John Timmer
Tercüme : Melih R. Çalıkoğlu
Yayın Tarihi : 21 Aralık 2018