Politik Radikaller kendi hatalarını hiç bir zaman tartmıyorlar

Ilımlılar hatalarını ayırt edebilme konusunda çok daha iyiler.

 

1627253
Bazı insanları radikal yapan ve farklı konularda uç fikirlere bu kadar açık kılan şey nedir?
Radikal, şiddeti körükleyen siyasi hareketler haberlerde sıklıkla yer alıyorken, şiddet içermeyen radikal akımlar da işleyen bir toplum inşa etme yolunda belirgin bir engel oluşturuyor. Öte yandan şu sıralar olağan kabul ettiğimiz bazı konular, örneğin kadınların oy hakkı (orijinal makalede örnek olarak verilen eşcinsel çiftler için evlilik hakkı ülkemizde bulunmadığından parantez içine alınmıştır) bir zamanlar toplumun kenarına itilmiş radikal fikirlerdi. Toplumların evrimindeki rollerine bakarak, radikalizmin üzerinde durmaya değer bir konu olduğunu söyleyebiliriz.
Radikalizmin belirgin özelliklerinden birisi kendi fikirlerinizin doğruluğuna olan güven duygusudur. Bu fikirleriniz toplumun geneli tarafından kabul görmese bile böyle radikal için durum böyledir. Öyleyse radikaller nasıl oluyor da fikirlerinden bu kadar emin olabiliyorlar? Yeni bir araştırma bu konuda hatalı üst bilişi suçluyorlar. Üst biliş insanların kendi fikirlerinin doğru olmayabileceğini fark ederek, fikirlerini bunu düzeltecek şekilde yeniden ayarlamaları sürecine verilen addır. Yapılan araştırma her ne kadar siyasi radikalizmi doğrudan ölçmüyorsa da, onunla ilgili olan iki özelliğe yani dogmacılık ve otoriterciliği ölçmeye çalışıyor.

Algı ya da meta algı

Beyinlerimiz basit birer karar alma mekanizması değil. Sürekli olarak kendi görüşlerimizin doğruluğunu değerlendirir, böylece  sorunlar karşısında riskleri en aza indirmeye çabalarız. Örneğin rakibimizin blöf yapıp yapmadığına emin olamadığımız durumlarda iddialı bir bahse girmekten kaçınma ihtimalimiz artar. Zaman içinde belirli bir konu hakkında daha fazla bilgi girdisi oldukça genellikle daha önceki inançlarımızı yeniden değerlendiririz. Bir oyuncunun sık sık blöf yaptığını gözlemlediysek, bir sonraki sefer yapacağımız olasılık hesapları içerisine bu bilgiyi de katarız.
Bu düşünce süreçleri “meta algı” ya da düşünme hakkında düşünme olarak tanımlanıyor. Davranışlarımızı değişen şartlar karşısında esnek kılabilmek ve gerçeklikle olan bağını koruyabilmek için hayati öneme sahipler. Radikallerin esnek olmayan bir düşünce yapısıyla ilişkilendirilebilecek inançlara sahip olduğunu hesaba katan London College Üniversitesi araştırmacıları radikal politik inançlara sahip olan bireylerde meta algı süreçlerinin nasıl işlediğini incelemeye karar verdiler.
Tabii ki meta algı bir insanın beyninde işleyen tek süreç değil. İnsanların kendi inançlarına karşı olduğunu hissettikleri fikirlere karşı savunma mekanizması olarak kullandıkları güdülenmiş anlamlandırma ve kültürel algının gibi farklı düşünme formları var. Bunun gibi komplikasyonları önlemek ve meta algıya odaklanmak isteyen araştırmacılar hiç bir kültürel sonucu olmayan basit görevler seçtiler. Bunun için katılımcılardan bir anlığına gösterilen bir resimde belirli bir alan içinde kaç nokta olduğunu tahmin etmelerini isteyip, tahminlerinden ne kadar emin olduklarını sormak gibi yaklaşımlar geliştirdiler.
Güven kestirmesi amacıyla katılımcılara kendi performansları hakkında ne hissettiklerini değerlendirmeleri istenilerek meta algılarını kullanmaları sağlandı. Meta algılarının etkinliği cevaplarının doğruluk oranı ile değerlendirilebilecekti. İnsanların kendi performansları hakkında doğru tahminlerde bulunmalarını teşvik etmek için performansları ile uyumlu değerlendirmeler karşılığında kendilerine parasal ödüller verildi.
İkinci bir deneyde ise katılımcılara tıpkı ilk deneyde olduğu gibi nokta sayılarını tahmin edecekleri resimler gösterildi ancak bu sefer resimdeki nokta yoğunluğu hakkında kendilerine fazladan bilgi sağlandı. Katılımcılara bu ek bilgiye dayanarak kendi güvenirlik seviyelerini artırma fırsatı verilmiş oldu. Araştırma ABD’de yapıldı ve ilk deneye 381 kişi, ikinci deneye ise tekrarlarla beraber 417 kişi katıldı.

Radikalleri tanımlamak

Katılımcılar arasındaki radikal politik görüşe sahip olanları ayrıştırabilmek için farklı konularda sorular sorularak ne kadar dogmatik oldukları, hoşgörüsüzlük seviyeleri ve otoriterlik eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. Bu sorulara ek olarak siyasi yelpazede aşırı sol veya aşırı sağda olup olmadıklarını anlamaya yarayacak sorular eklendi. Daha sonra radikalizm eğilimlerini ortaya çıkarmaya çalışan bu sorular nokta tahmin etmede kendilerine duydukları güveni gösteren testin sonuçları ile karşılaştırıldı.
Radikal eğilimli oldukları tespit edilenler, kendi performanslarını değerlendirme konusunda çok zayıf kaldılar. “Dogmatik insanlar kendi kararlarının doğruluğu ve yanlışlığını ölçme konusunda daha düşük bir kapasite gösteriyorlar.” diyen araştırmacılar bunun otoriter eğilimli insanlar için de geçerli olduğunu tespit etmişler. Kritik olan bir başka konu ise bu düşük kapasitenin genel bir aşırı güvenden kaynaklanmıyor olması. Zira anket sorularının bazıları ile aşırı güven konusu da ayrıca ölçülmüş.
Aynı sorun katılımcılara kendi kararlarını ve görüşlerini revize etme imkanı vermek için sağlanan ek bilgi sunulan ikinci testte de gözlemlenmiş. İlginç olan  radikal insanların ek bilgiye rağmen cevaplarına olan güvenlerini daha az güncelleyebildiklerinin ortaya çıkmış olması. Araştırmanın yazarları bunun meta algıda belirli bir bozukluğa işaret ettiğine inanıyor.
Yazarlar araştırma sonuçlarını “daha radikal katılımcılar kendi tercihlerinin doğruluğu konusunda daha düşük bir farkındalık seviyesine sahip görünüyorlar ve karar alma süreçleri sonrasında sunulan ek bilgilerden sonra kararlarına olan güvenlerini yeniden gözden geçirme konusunda da daha düşük performans gösteriyorlar” diyerek özetliyorlar. Araştırma şaşırtıcı çünkü genellikle bugüne kadar alanda yapılan diğer araştırmalar politik görüşlerin kendisine odaklanıyor ve güveni bu fikirlerin korunması için bir mekanizmadan ibaret bir şeymiş gibi tanımlıyorlardı.
Bu çalışmayı radikalizmi “tamir etme” aracı olarak düşünmemek lazım. Zira en başta belirttiğimiz gibi radikaller toplumda önemli bir değişim unsuru olma işlevine de sahipler. Ama bu sonuçları radikallere fikirlerinin en iyi yayılma şeklinin şiddet kullanmak olmadığını ikna etmek çabasına pozitif bir katkı olarak da görebiliriz. Ve araştırmanın ispatladığı üzere radikaller kendi kararlarını tekrar değerlendirmeye eğilimli olmadıkları için bu kırılması zor bir engel olarak görünüyor.

Yazar : John Timmer
Tercüme : Melih R. Çalıkoğlu
Yayın Tarihi : 21 Aralık 2018
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s