Demokrasi (Özgürlük) Paradoksu Nedir?

paradox-istock-659829742

Demokrasinin 20. yüzyıldaki yayılımı Batı’nın küresel hegemonyasının yayılımı ile doğrudan orantılıdır. Bunun anlamı pek çok toplumun demokrasiyi iç dinamiklerinin bir sonucu olarak değil, küresel trendleri yaratan Batı’nın oluşturduğu dönüşüm baskısı karşısında zorunluluk gereği yani dış dinamiklerin bir sonucu olarak üretmiş olmasıdır. Bu ilk bakışta bu ülke halkları için  özgürlük alanlarının genişlediğini gösteren iyi bir gelişme olsa da çok temel bir paradoksa sebep olur. Şöyle ki:

Bireyin özgürlüğünün tarihsel tecrübe ve toplumsal iç dinamiklerin yoksunluğu sebebiyle kültürel bir olgu olarak yerleşmediği toplumlarda, yukarıda izah edilen dışsal dönüşüm baskısı ile kurulan demokratik ya da yarı demokratik rejimler aslında yüzeysel (yasal) iyileştirmeler yapmış olurlar. Bu yasal koruma alanında birey gerçekten özgürleşmiş gibi görünür. Oysa aynı özgürlük alanı toplumun gerçek kültürel arka planını oluşturan ve yapılan yüzeysel iyileştirmelerin kontrol altında tutmak için çabaladığı grup dinamiklerine de özgürlük alanı sağlar ve etki alanlarını genişletmelerine imkan verir. Yeni rejimde birey her ne kadar özgürmüş gibi görünse de kültürel kaderi gereği hala grup dinamikleriyle işleyen toplumun bir parçası olarak bağımsız ve özgür hareket edemez. Grup dinamikleri dışında hareket etme veya tek başına grup dinamiklerinin dışında var olma imkanı bulamayan bireylerin yüzeysel özgürlüklerden elde ettikleri güç tekrar gruplarda toplanır ve grupların kendi aralarında yürüttükleri üstünlük mücadelesinin aracı haline dönüşür. Kültürel yapıları gereği her ne kadar demokrasiyi benimsemiş gibi görünseler de bu gruplar  bireyi özgürleştirerek kendi etki alanlarını daraltacak olan demokratik rejimin aslında karşısındadırlar.

Dışsal dönüşüm baskısının etkisi, dönüşüme karşı içsel direnci baskılayabildiği sürece bu tür demokrasiler dengede görünür. Bu yüzeysel (yasal) yapıları gereği bu tür demokrasiler kırılgan demokrasilerdir.

Dışsal dönüşüm baskısının zayıflaması, içsel dönüşüme direncin artması  veya her ikisinin aynı anda gerçekleşmesi durumunda bu hassas denge bozulur ve kırılgan demokrasi kendi içine çöker. Sonuçta derin olan (kültürel) dinamikler, yüzeysel olan (yasal) dinamiklere üstün gelir ve toplum bireyin özgür olmadığı ilk haline, anti-demokratik özüne dönmüş olur.

Bu bağlamda demokrasi kendi sonunu hazırlayan bir paradoksun içine düşer.

Demokrasi Paradoksu, ya da bir başka ifade ile Özgürlük Paradoksu oluşur.

Melih Rüştü Çalıkoğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s